Bilgi Forum


 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» fiber internet ya da adsl?
Çarş. Tem. 03, 2013 4:12 am tarafından 7200

» okçuluk hakkında tavsiye?
Çarş. Tem. 03, 2013 4:07 am tarafından 7200

» Ramazan
Ptsi Ağus. 13, 2012 12:25 am tarafından bilgi küpü

» kamyon oyunları
Çarş. Ara. 14, 2011 12:11 am tarafından arabaoyunu

» kamyon oyunları
Çarş. Ara. 14, 2011 12:11 am tarafından arabaoyunu

» araba yarışı
Çarş. Ara. 14, 2011 12:09 am tarafından arabaoyunu

» araba oyunu oynama
Çarş. Ara. 14, 2011 12:06 am tarafından arabaoyunu

» Süper jip oyunu
Çarş. Ara. 14, 2011 12:04 am tarafından arabaoyunu

» takside öpüşme oyunu
Paz Ağus. 28, 2011 10:29 pm tarafından yupti

Menü
Forum
Portal
Özel Mesajlar
Sık Kullanılanlara Ekle

Paylaş | 
 

 KOLİK (KARIN AĞRISI)

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
kara şimşek
Süper Üye
Süper Üye
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 770
Yaş : 27
Nerden : malatya
Kayıt tarihi : 21/09/08

MesajKonu: KOLİK (KARIN AĞRISI)   Paz Mart 08, 2009 12:19 pm

KOLİK (KARIN AĞRISI)
Her beş bebekten birinin öğleden sonra geç saatlerde başlayan ve gece yatma zamaınına kadar süren ağlama krizlerine tutuldukları biliniyor. Kolik ağlaması normal ağlamadan farklıdır ve bebek sakinleştirilemeden saatlerce ağlar; nadiren ağlama 24 saat boyunca sürer Genellikle kolik ağlaması her gün tekrarlar, bazen bir gece ara verdiği görülür.

Klasik anlamda koliği olan bir bebek dizlerini yukarı doğru çeker, yumruklarını sıkar ve hareketleri artar. Gözlerini yumabilir veya sonuna kadar açabilir, alnı kırışır, hatla kısa bir süre nefesini tutar. Bağırsak hareketleri hızlanır ve gaz çıkarır. Beslenme ve uyku düzeni ağlamayIa bozulur; bebek huzursuzlaşır Meme aranan bir bebek emmeye başladıktan kısa bir süre sonra ağlayarak emmeyi bırakabilir veya tam uykuya dalmışken birkaç dakika sonra uyanarak ağlamaya devam edebiIİr. Her bebekdeki kolik nöbetleri tarklıdır ve her anne-babanın tutumu değişiklik gösterebilir.

Kolik genellikle ikinci veya üçüncü haftada (prematüre bebeklerde daha sonra) başlar ve altıncı haftada en kötü düzeye ulaşır Bu kabusun sonsuza kadar sürceği düşünülür ancak on ikincı haftada sorun düzelmeye başlar; üçüncü ayda sorun tamamen ortadan kalkar (yine prematüre bebeklerde daha geç). Nadiren dördüncü veya beşinci aya kadar devam eder. Kolik birdenbire veya yavaşça sona erebilir. Arada iyi günlerin olduğu dönemler bulunabilir ve bir süre sonra da tamamen düzelir.

Bu günlük ağlama dönemlerine kolik denir.Koliğin nedeni bilinmemektedir. Teorilerse çoktur Bunlardan bazıları çoktan terkedilmiştir: kolikli bebekler akçiğerlerini çalıştırmaya başlıyorlar (kanıtlanmadı); meme emen bebekIerde annenin yediklerine, biberonla beslenen bebeklerde ise mama içeriğine karşı alerji veya duyarlılık gelişiyor (bazen neden olabilir); annebabanın deneyimsizliklerinden kaynaklanabilir (kolik ikinci ve üçüncü çoçuklarda daha seyrek görülmez, ancak anne-babalar bebeği susturma konusunda daha idmanlı olabilirler); kolik kaIıtsaldır (bazı ailelerde daha yaygın değildir); gebelik veya doğum komplikasyonları olanlarda kolik daha yaygındır (istatiksel olarak kanıt yok); açık hava koliği artırır (pratikte birçok anne-babanın kolikli bebeklerini yatıştırmada buldukları tek yöntem onu açık havada dolaştırmaktır)

Bebeklerin anneleri sinirli olduğu zaman kolik oldukları teorisi tartışmalıdır. Birçok uzman bebeğin ağlamasının annenin sinirini bozduğunu düşünüyorsa da koliği arttıran annenin sinirliliği değildir; onu ağırlaştıran faktördür.

Güncel bir teoriye göre ağlamak yeni doğmuş bebeğin olgunlaşmamış fizyolojisinden kaynaklanır. tüm bebekler ağlar ve kolik bu normal davranışın aşırı formudur. Başkaları da olgunIaşmamış sindirim sisteminin gaz geçerken aşırı kasıldığını ve kolik ağrısına neden olduğunu öne sürüyorlar. Üçüncü bir teoriye göre bebeğin vücudundaki progesteron düzeyi doğumdan sonra çok azaldığından ağrılı bağırsak spazmları görülür. Dördüncü bir açıklama ise bebeğin olgunIaşmamış sinir sisteminin istenmeyen bir davranış olan ağlamaya engel olamamasıdır.

En mantıklı açıklama, çok fazla ağlamayan yenidoğan bebeklerde tüm uyaranlara karşı blokaj olmasıdır ancak birinci ayın sonunda bu mekanizma ortadan kalkar ve dışarıya karşı daha uyanık olurlar. Uyaran bombardımanı altındaki bebek akşam saatlerinde iyice gergin ve uyarılmış olur. Sonuçta nedensiz ağlamalar görülür. Beşinci ayın sonunda bebek bu uyaranlarla başa çıkmaya başlar ve kolik sona erer.

Koliği artırıcı çevresel bir faktör olarak, nedeni tam olarak açıklanamasa da, evlerdeki si gara dumanı gösterilmiştir. Evde sigara kullanan kişi sayısı ne kadar fazlaysa bebekte kolik görülme olasılığı ve koliğin şiddeti artmaktadır.

Kolik ve paroksismal ağlama konusunda sevindirici nokta bu bebeklerin fiziksel ve duygusal olarak yıpranmamasıdır (aynı şeyi anne-babaları için söylemek güçtür) ve sonradan gayet iyi gelişme gösterip, diğer çocuklara kıyasla davranış bozukluğu göstermezler. Bebekliklerinde canhıraş bir şekilde ağlayanların sessiz sakin ağlayanlara kıyasla ileride problemlerin çözümünde daha iyi oldukları gösterilmiştir. En rahatlatıcı olan yanı ise sonsuza kadar sürmeyecek olmasıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://www.muziginodaklanmayeri.azbuz.com
 
KOLİK (KARIN AĞRISI)
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bilgi Forum :: Sağlık Bölümü :: Sağlık İle İlgili Herşey...-
Buraya geçin: